19.04.2007

Altın Çağ Bilgileri

Bu blogda, aralıksız dört yıl çalışarak oluşturduğum 1680 sayfalık bir derlemeyi yayımlamayı amaçlıyorum. Geleceğin dünyasının nasıl şekilleneceğini, kozmik uygarlıkların dünyamız hakkında ne düşündüğünü, medyumlar kanalıyla dünya insanlığına aktarılan sıradışı bilgileri burada okuyacaksınız. Derlemenin okura yararlı olması dilegiyle önsözden başlıyorum.

ÖNSÖZ

1680 sayfalık bu derleme, 20 bin sayfa tutan 66 kitabın özetidir. Yaklaşık 4 yıl süren zahmetli bir çalışmanın ürünüdür. Metnin paragrafları arasındaki “düşünce sıçramaları” işin doğasından, yani özet çıkarma zorunluluğundan kaynaklanmaktadır. Başka türlü bu denli hacimli bir çalışma bu kadar az sayfaya sığdırılamazdı, yine de elimizden geldiğince düşünce akışındaki sürekliliği korumaya çalıştık. Derlemenin amacı, spiritüel (ruhsal) konularda okuru bilgilendirmek, “sır” diye bilinen birçok konuya kapı aralamak ve insanlığı yaklaşan Altın Çağ’a hazırlamaktır.
Bize göre 21. yüzyıla damgasını vuracak iki olgu var: Küreselleşme ve ruhsallık. İlk bakışta birbiriyle ilgisiz gibi görünen bu iki olgu gelecekte tüm dünyanın geleceğini şekillendirecektir, çünkü insanlık Altın Çağ’a ancak küreselleşmiş ve ruhsallığını (Tanrısallığını) keşfetmiş halde girebilir. Önümüzdeki çağın yükselen değerleri kesinlikle bencil duygular, ulusalcı söylemler ve atomize olmuş dinler değil, “Birleşik İnsanlık Realitesi" olacaktır. “İnsan olma” dışındaki tüm alt kimliklerini elinden geldiğince törpüleyerek tek çatı altında birleşmek insanoğlunun kaderidir! Kısaca, küreselleşmeyi ve ruhsallığı reddeden tüm ulus ve bireyler Altın Çağ’da yok olmaya mahkumdur, hızlı esen bu rüzgar kendine direnenleri silip süpürecektir!
Derlemenin insan düşüncesine yaptığı en önemli katkı, binlerce yıl boyunca sır niteliği taşıyan olay ve kavramlara açıklık getirmesidir. Örneğin, Tanrı, ruh, kader, şeytan, cennet, cehennem, öte alem, ölüm, sevap, günah, reenkarnasyon, kıyamet gibi konularda insanoğlunun ne denli yanlış düşüncelere sahip olduğu derleme boyunca açık seçik dile getirilmekte, din denen “dükkanın” nasıl amacına aykırı işletildiği gözler önüne serilmektedir! Tanrının insanoğlu için bir kader tasarlamadığı, yaşamı boyunca başına gelen tüm olayların bizzat insan tarafından planlandığı, öyle sanıldığı gibi evrenleri ve diğer varlıkları Tanrının yaratmadığı, bu işler için çok gelişmiş varlıklarını kullandığı, beynin düşünce üreten bir organ olmayıp sadece kozmostaki “düşünce nehrinden” gelen düşüncelerin giriş ve çıkış kapısı olduğu, aslında insanın beyniyle değil tüm bedeniyle düşündüğü, Armageddon’un dünya coğrafyasında bir yer olmayıp insan bedeni denen mabedi simgelediği, dolayısıyla iyilerle kötülerin (vicdanla- egonun) son savaşı insan bedeninde yapacağı, insanın her hücresinde kişinin tüm geçmiş yaşamlarının kayıtlı olduğu, kıyametin dünyanın yok oluşu değil, insan bilincinin ayağa kalkışı (kıyamı) anlamına geldiği, dünyada yer altında yaşayan büyük bir uygarlık bulunduğu, yakında bu uygar varlıkların yeryüzüne çıkarak insan kardeşleriyle birleşeceği de metnin içinde yer alan konular arasındadır. Ama bize göre derlemenin en önemli tespiti, “yaşamın anlamına” ve “ölümsüzlüğe” ilişkin olanıdır. Bilindiği gibi yaşamın anlamı ve ölümsüzlük çağlar boyunca insanoğlunun idrakini zorlayan en çetrefil konular olmuştur. Derlemeyi özümseyerek okuyanlar bu konulardaki bilgi birikimlerinin “koca bir yalan” olduğunu görerek şaşıracaklardır!
Bilimsellik kisvesine bürünmeyi seven kimi entelektüeller, ruhsal varlıklardan medyum kanalıyla alınan bilgileri oldum olası küçümsemişlerdir. Onlar için peygamber ve ermişlerin öğretileri de güvenilmezdir! Oysa insanlığın binlerce yıl vahyin sağladığı bilgi kırıntılarıyla geçindiğini, yere göğe koyamadıkları uygarlıklarını Hz. Musa’nın taş tabletlerine borçlu olduklarını unutuyorlar. Binlerce yıl boyunca insanoğlunun yaptığı tek şey, “On Emir”in verilerini çeşitlendirip geliştirmekten ibarettir. Günümüz hukukunun, ahlak kurallarının, felsefe ve sosyolojisinin temelinde hala Musa’nın taş tabletlerinin izleri vardır. Derlemedeki mesajlar, gelmiş geçmiş tüm peygamberlerin beslendiği aynı kaynaktan gelmektedir.
Görünen o ki, kutsal metinlerde Tanrının vaat ettiği günler hızla yaklaşmakta, insanlık ezelde belirlenen kaderine doğru yol almaktadır! Binlerce yıl yerinde sayan uygarlığımız son 125 yıl içinde akıl almaz bir hamle yapmıştır. 125 yıl önce beygir gücünden ve mum ışığından başka şeye sahip olmayan insanoğlunu sanki gizli bir el arkasından itiyor gibidir! Elektriğin, telefonun, radyonun, televizyonun, uçağın, trenin, buzdolabının, çamaşır makinesinin ve benzeri uygarlık araçlarının son 125 yıl içinde icat edilmesi anlamlı değil mi? Bu büyük sıçramayı hangi rastlantıyla açıklayacağız? Sanki insanlık ezelde belirlenmiş hedefine bir an evvel varabilsin diye hızlı bir evrime alınmış gibidir! Derlemedeki birçok metin bu hızlı evrimin gerekçelerini ortaya koyuyor.
Okura derlemeyi önyargılardan arınarak okumasını tavsiye ederiz. Kimi insanlar eski inançlarıyla çeliştiği için yeni düşüncelere aşırı direnç gösterirler. Bu tavrın altında yatan şey korkudur! Binbir güçlükle inşa ettikleri “dünya görüşlerinin” bir fiskeyle yerle bir olmasından korkarlar. Üstelik insanoğlu yerine bir şey koymadan eski inançlarından kolayca vazgeçemez, korkusunu haklı çıkarmak için bahaneler arar. Örneğin, görünmez ruhsal varlıklardan mesajlar almanın bilimsel ve inandırıcı olmadığını söyler. Bir zamanlar benzer bahanelerle ruhsallığa ait her şeyi inkar eden bir kişi olarak okura önerimiz şudur: Lütfen mesajın geldiği kaynağı değil, içeriğini sorgulayın. Dikkatle incelendiği zaman onlarda akla, mantığa, özellikle de bilime aykırı hiçbir şey olmadığı görülecektir. Sözüm ona bilimsel kafaların (!) ruhsal mesajlara soğuk bakmaları, onların doğruluğuna gölge düşürmez. Aziz Augustine bunu çok veciz bir şekilde şöyle dile getirmiştir: “Mucizeler doğaya değil, doğa hakkındaki bilgilerimize aykırıdır!”
Her şeye rağmen derlemedeki bilgilerden yararlanmak ya da yararlanamamak bir nasip işidir! Yararlanmak isteyeni de istemeyeni de hiçbir güç engelleyemez, çünkü düşünce yaratıcıdır, insanın bir konu hakkındaki düşüncesi neyse yargısı da odur. Biz bu zahmetli çalışmaya insanlar yararlansın diye girdik, umarız beklentimiz boşa çıkmaz.
Ruhsal konulara yabancı olanlar için derlemenin başına “Spiritoloji, Parapsikoloji, Ufoloji” başlığını taşıyan 10 ciltlik (350 sayfa) bir metin koyduk. Söz konusu metnin, özeti çıkarılan diğer metinleri özümsemede okura kolaylık sağlayacağını düşündük. En sona ise metinde geçen bazı kelimeleri açıklayan mütevazı bir sözlük koyduk. Altın Çağ’da buluşmak dileğiyle tüm okurlarımıza saygılarımızı sunarız.

Derleyen: Yaşar Uçar

14 yorum:

Adsız dedi ki...

EMEKLERİNİZE TEŞEKKÜRLER,NASİPLENENLER İNŞALLAH TEKAMÜL YOLUNDA YOLDAŞLARIMIZ OLURLAR,SONSUZ SINIRSIZ İMKAN VE FIRSATLARDAN YARARLANAN ,GELİŞİP DEYİŞEBİLEN ,YÜCELİP YÜKSELEBİLENLERLE ,YOLUMUZ ,ŞUURUMUZ ACIK VE NURLU OLSUN.

Adsız dedi ki...

EVrensel yolda yeni bilinçleri aydınlatan Yaşar arkadaşımı kutluyorum candan selamlar ediyorum. Çanakkaleden Nejdet KIRAL

Adsız dedi ki...

Merhaba,
Günlerdir,doya doya okumaya çalışıyorum...''Teşekür'' kelimesinin yetersiz olduğunu ;her defasında düşündüm...Büyük emekle hazırlanmış özetler için :VAR OLAN BÜTÜN POZİTİF ENERJİLER ÜZERİNİZDE OLSUN,TEŞEKÜR EDERİM...

Adsız dedi ki...

Çok teşekkürler yüreğinize sağlık ,bu kitapların hemen hepsini okumuştum şimdi elimin altında yine okuyorum.

Adsız dedi ki...

bu kitapları nasıl temin edebilirim?kitapçılarda da internette de bulamadım.yardımcı olabilirseniz çok sevinirim..

Adsız dedi ki...

emeklerinize sağlık,bu gün tesadüfen buldum sitesinizi.ve öyle ihtiyacım olduğu anda karşılaştımki bu bilgilere,içime açılan kapıları tarif edemem. özete dökdüğünüz bilgiler o kadar yerinde olmuşki minettar kalmamak elde değil. sağlıkla sevgiyle kalın.

Küçük Prens dedi ki...

Uzun süredir okuyorum. Çoğu yerde birbirleriyle çelişen mesajları okudum.
Doğrusu Hepsine körü körüne inanmak olmaz, Yıldızlar ötesinden geliyor gibi görünen mesajların Cin dediğimiz enerji varlıklardan gelmediğini nasıl söyleyebiliriz. Ne kadar güzellik,barış ve sevgi yanlısı dursalarda.. Kıyameti, Cehennemi vb.lerini yalanladıklarını ve Tanrı'nın bunca zamandır İnsanlığa yalan söylediğini telkin etmeye çalıştıklarını söylebiliriz ki, Kutsal Kitabımız Kur'an da bu üstüne basa basa/defalarca tekrarlanmıştır.

"Furkan
(11) İş onların söyledikleri gibi değil. Onlar o kıyamet saatini yalanladılar. Ve biz, kıyamet saatini yalanlayanlara alevli bir ateş hazırlamışızdır. "

Yeryüzünün ve güneş sisteminin yok olması vb. birçok yerde, yine cehennem ile ayetler vardır.

"Araf
(18) Allah buyurdu: "Çık oradan. Yenik düşmüş ve kovulmuş olarak. Onlardan sana uyan olursa yemin olsun ki, cehennemi tamamen sizden dolduracağım."

Yaşar Uçar dedi ki...

Sevgili Küçük Prens,

İstediğinize inanmakta elbette serbestsiniz, ama ben kendi payıma Tanrının bir cehennem yarattığına inanmıyorum. İnsanların kaderini tayin ettiğine, sosyal hayata müdahale ettiğine de inanmıyorum. Bu konuları tartıştığımız bir Düşünce Platformu oluşturdum. İlgilenirseniz kayıt yapıp bu tür tartışmaları orada devam ettirebilirsiniz. Platformun adresini aşağıda veriyorum. Selamlar.
Yaşar Uçar

http://groups.google.com/group/tartma-platformu-?pli=1

Unknown dedi ki...

Elinize sağlık.Çok emek harcamışsınız.İnternette bu konularla ilgili bazı bilgiler ararken bloğunuzu buldum ve sonra tamamını okumaya karar verdim.Henüz küçük bir bölümünü bitirmiş bulunuyorum.Ama merak edenler için büyük kolaylık oluşturacak bir çalışma yapmışsınız.Teşekkürler

gulbu gulbu dedi ki...

Elinize emeğinize sağlık...Fırsat buldukça okuyorum.Bu konular hakkında bilgi edinmek isteyenler için çok güzel bir kaynak olmuş bloğunuz...

Arad dedi ki...

çok teşekkür ederim.İçinizden gelen itkiyi artırarak sürdürün....


Sevgi ile kalın

Işık İşçisi dedi ki...

Evren sürekli değişim halindedir .Hiç bir şey durağan değildir Küçük Prens .Kıyamet kehanetleri değişti zira insanoğlunun bilinci değişti .Dünyadaki tüm değişimler insanlığın bilinç sıçramasına bağlı olarak gerçekleşir .Yakında yeni teknolojiler sunulacak insanlığa . Dünyalıların her şeyi bir anda kavrayıp ,insanlık yararına sunmaları olası değil. Bu nedenle ,,,bilinç değişimine bağlı olarak dünyada herşey değişiyor.Yaşar isminin ,,,,, kadim bilim olan , numerolojideki karşılığı 11 dir .11 aydınlanmayı simgeler .Dünyadaki 11 ler bu aydınlanma işini harika biçimde gerçekleştiriyorlar .Bunu bilmek ,görmek beni ziyadesiyle mutlu ediyor.Dünya kökenli bir insandan beklemek biraz zor.Bu işleri IŞIK AİLESİ ÜYELERİ GERÇEKLEŞTİRİYOR .Kıyameti de bu güzel varlıklar iptal ettirdiler.Evrenin kıyametinden bahsetmiyorum ,defalarca yaşanmış ve bir kaç yıl önce yaşanacak kıyametten bahsediyorum . Sözün özü Yaşar Beyin kitabını almaya karar verdim .Okuduğum diğer kitapların özetini okumak harika olacak bunu hissediyorum ve sevinçliyim .Yaşar Bey size şimdiden sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.Mükafatınız büyük olacaktır .11 ler dünyaya asırlardır hizmet ediyorlar ve çokta çile çektiler .Çileniz bitiyor artık. SAYGILAR ,SELAMLAR,SEVGİYLE KALIN EFENDİM ...

tahsin dedi ki...

çok teşekkürler: keşke 66 kitabın listesi de verilseydi

Işık İşçisi dedi ki...

23 Kasım 2017 22:58 Tarihli yorumuma farklı bir tarih yerleşmiş tartışma sitenizde .Işık işçisi profilini seçmiştim,bunu nasıl düzeltebiliriz ?